ORTA DÜNYALI

İsmimin anlamı ay yüzlü demek , şimdilik bunu bilsen yeter.16 yaşındayım.Boş zamanlarımı kitap okuyarak ve sevdiğim sözleri tumblr'da paylaşarak geçiririm.Müziği severim , her telden her enstrümanı dinlerim.Kırmızı ve siyaha taparım.ACCAYİP enerji doluyum , bloguma da beklerim...

şimdi size sağdaki kızın, aslında neden daha güzel olduğunu anlatıcam.çünkü o kız doğal.çünkü sırf sosyetenin ya da toplumun standart ”güzellik” anlayışına uymak için orasını burasını estetik ameliyatlara düzelttirmemiş, saçını boyamamış, gözlerine renkli lens takmamış, kendini ölümüne zayıflamaya adamamış, bronz ten çok havalı diye gidip solaryumlarda yanmamış, yaratıldığı, olması gerektiği tabii şeklini sırf başkalarının beğenisi için değiştirmemiş.eğer soldaki kız da o şekilde doğmuşsa, ne biliyim doğal sarışınsa, gözleri doğuştan renkliyse, ya da vücut tipi kendiliğinden minyonsa o da güzel.çünkü herkesin artık farketmesi gereken şey, tek bi güzellik tipinin olmadığı, herkesin fıtratında kendine has bi güzelliğinin olduğudur. tek bi plastik tipe uymak için size özgün güzelliğinizi bozmanın aslında ne kadar yanlış bi şey olduğudur.eğer saçlarınız siyahsa ama ne biliyim siz sarışın mutluysanız gidin boyatın tabi, ama neden sarışın mutlu olduğunuzu bi daha düşünün. gerçekten kendiniz için mi boyatıyosunuz, yoksa öyle olursanız daha çok beğeniliceğinizi düşündüğünüz için mi?bunları neden yazıyorum.çünkü nedense sürekli bi zayıflama takıntım olduğunu ve buna bu kadar takmış olmamın sırf sağlığım yüzünden olmadığını farkettim.çünkü ben de ergenliğimin ‘çirkin betty’ denen dönemindeyken bazı şeyleri çok düşündüm. tam büyüme evresinde, magazin dergilerinde, televizyonlarda gördüğün güzellik tiplerine kendine uydurmaya çalışıyosun. ortaokul döneminde zayıflamak için deli gibi dua ettiğimi hatırlıyorum. daha komik, daha cesur, daha akıllı biri olmak için değil de daha zayıf biri olmak için dua etmiştim. ne saçma di mi. çünkü genç kızlar, özellikle şu medya yüzünden, büyük bi baskı altındalar. ve çoğu kişi farkında olmadan bu durumu daha da kötü hale sokuyo ve kim bilir kaç kızın özgüvenini darma duman ediyolar. ben de bu durumun aslında o kadar da ümitsiz olmadığını göstermeye çalışıyorum.çünkü belki benim de bi kızım olucak ve bazı şeylerin, vücudundaki bi kaç kilogram yağdan daha önemli olduğunu ona öğreticem. ama tabi her zaman aksini düşünenler olucaktır. olsun varsın. siz onlara rağmen doğallığınızı savunun. sizi olduğunuz gibi sevenlerle beraber olun.bu yazımın da mesajı buydu.

şimdi size sağdaki kızın, aslında neden daha güzel olduğunu anlatıcam.

çünkü o kız doğal.

çünkü sırf sosyetenin ya da toplumun standart ”güzellik” anlayışına uymak için orasını burasını estetik ameliyatlara düzelttirmemiş, saçını boyamamış, gözlerine renkli lens takmamış, kendini ölümüne zayıflamaya adamamış, bronz ten çok havalı diye gidip solaryumlarda yanmamış, yaratıldığı, olması gerektiği tabii şeklini sırf başkalarının beğenisi için değiştirmemiş.

eğer soldaki kız da o şekilde doğmuşsa, ne biliyim doğal sarışınsa, gözleri doğuştan renkliyse, ya da vücut tipi kendiliğinden minyonsa o da güzel.

çünkü herkesin artık farketmesi gereken şey, tek bi güzellik tipinin olmadığı, herkesin fıtratında kendine has bi güzelliğinin olduğudur. tek bi plastik tipe uymak için size özgün güzelliğinizi bozmanın aslında ne kadar yanlış bi şey olduğudur.

eğer saçlarınız siyahsa ama ne biliyim siz sarışın mutluysanız gidin boyatın tabi, ama neden sarışın mutlu olduğunuzu bi daha düşünün. gerçekten kendiniz için mi boyatıyosunuz, yoksa öyle olursanız daha çok beğeniliceğinizi düşündüğünüz için mi?

bunları neden yazıyorum.

çünkü nedense sürekli bi zayıflama takıntım olduğunu ve buna bu kadar takmış olmamın sırf sağlığım yüzünden olmadığını farkettim.

çünkü ben de ergenliğimin ‘çirkin betty’ denen dönemindeyken bazı şeyleri çok düşündüm. tam büyüme evresinde, magazin dergilerinde, televizyonlarda gördüğün güzellik tiplerine kendine uydurmaya çalışıyosun. ortaokul döneminde zayıflamak için deli gibi dua ettiğimi hatırlıyorum. daha komik, daha cesur, daha akıllı biri olmak için değil de daha zayıf biri olmak için dua etmiştim. ne saçma di mi.

çünkü genç kızlar, özellikle şu medya yüzünden, büyük bi baskı altındalar. ve çoğu kişi farkında olmadan bu durumu daha da kötü hale sokuyo ve kim bilir kaç kızın özgüvenini darma duman ediyolar. ben de bu durumun aslında o kadar da ümitsiz olmadığını göstermeye çalışıyorum.

çünkü belki benim de bi kızım olucak ve bazı şeylerin, vücudundaki bi kaç kilogram yağdan daha önemli olduğunu ona öğreticem.

ama tabi her zaman aksini düşünenler olucaktır. olsun varsın. siz onlara rağmen doğallığınızı savunun. sizi olduğunuz gibi sevenlerle beraber olun.

bu yazımın da mesajı buydu.

(Kaynak: bloomsbury, ciddibiridegilim gönderdi)

Love thy family. Fear thy wrath.

(morgauseloveshersisters gönderdi)

(Kaynak: thethunderofguns, maviyiseverimben gönderdi)

(Kaynak: robinisthebride, liveanletlie gönderdi)

(Kaynak: n-e-r-v-o-s-a, ciddibiridegilim gönderdi)

atakanbilgn:

gün boyu ilk defa güldüm, piç ya haha

atakanbilgn:

gün boyu ilk defa güldüm, piç ya haha

(Kaynak: kapicino, birkadinbirsalak gönderdi)

Nasıl bir şeysin sen yaa , öküzz

(Kaynak: niansomerhalder, -somerhalder gönderdi)

glassmenagerie:

Stannis: The Iron Throne is mine. By right.

Renly: No one wants you for their king, brother.

Dame Elizabeth Rosemond Taylor aka Elizabeth Taylor | February 27, 1932 – March 23, 2011 

“I have often have wondered what kind of a person I would be today if I did not have these enormous guilts — if everything had gone easily and I had not made such horrific mistakes. I think I would have been the most awful, pontifical goody two shoes. I was really so smug, so sweet, so good, so spoiled — so intolerant of anybody else’s downfall. But tragedy, mistakes, and shame for your mistakes cannot leave you untouched. All the superficial things that one gave so much value to before — money, luxury, indulging in whims — calamity makes them seem so incidental. I swear to God I’d be just as happy living with Richard and the kids in a shack. And I treat the happiness I have now with great respect, great appreciation, because I know how fragile and precarious it is — how easily it can go.”

HAPPY BIRTHDAY ELIZABETH!

(aryanymeria gönderdi)